MarifetHaber
banner79

Amaçları, bölgeyi tamamen Şia’ya teslim etmek

İstanbul Üniversitesi İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut: Irak ve Suriye coğrafyasında yaşayan Sünniler ile Şiileri bir daha bir araya gelmeyecek şekilde ayrıştırmak istiyorlar.

Amaçları, bölgeyi tamamen Şia’ya teslim etmek

-Haşdi Şabi ve DEAŞ özel gayretler ve çalışmalarla ortaya konulmuş ekiplerdir

-Müslümanlar arasındaki gruplaşmayı ve mesafeyi daha da açabilmek için çaba sarf ediyorlar

-Asırlardır beraber yaşayan Sünniler ile Şiileri bir daha bir araya gelmeyecek şekilde ayrıştırmak istiyorlar

-Dini veriler ve bir kısım mezhebi hassasiyetler sonuna kadar istismar ediliyor, kullanılıyor
 
-Haşdi Şabi’nin, Şii nüfusunun olduğu bölgelerde halktan taban bulması çok zor değil

-Şiilik ciddi manada istismar ediliyor. Sünniliği bitirmek adına, Sünniliğe karşı kullanılıyor


İstanbul Üniversitesi İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut, marifethaber.com’a önemli açıklamalar yaptı. Bulut, “Irak ve Suriye coğrafyasında yaşayan Sünniler ile Şiileri bir daha bir araya gelmeyecek şekilde ayrıştırmak istiyorlar” dedi. 

İLK DEFA BU KADAR NET BİR ÖRNEĞİNİ GÖRÜYORUZ

Haşdi Şabi ve DEAŞ’in özel gayretler ve çalışmalarla ortaya konulmuş ekipler olduğunu vurgulayan Bulut, “Müslümanlar arasındaki gruplaşmayı ve mesafeyi daha da açabilmek için çaba sarf ediyorlar. Aslında tarihi süreçte Şii kesimde bunun bazı örnekleri vardı ama herhalde ilk defa Haşdi Şabi denen örgüt ile bu kadar net bir örneğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. 

BİR DAHA BİR ARAYA GELMEYECEK ŞEKİLDE AYRIŞTIRMAK İSTENİYOR

Bulut, şöyle devam etti: Bölgede kin ve nefretle birlikte, bir ötekileştirme faaliyeti içine girildiğini belirten Bulut, “Buradaki asıl amaçta çok uzun asırlardır Irak ve Suriye coğrafyasında bir arada yaşayan Sünniler ile Şiileri bir daha bir araya gelmeyecek şekilde ayrıştırmak. Bugün Şii coğrafyası olarak bilinen Irak’ın özellikle söz konusu bölgelerini tamamen Şia’ya mâl etmek gibi bir gayret var. 

KORKULAN OLDU O SÜREÇ BAŞLADI

Aslında Sünni ve Şiilerin ortaklaşa yaşadıkları Musul’da ve ülkenin güneyinde yer alan bölgelerde ciddi bir sıkıntı yoktu. Bölgesel çatışmalar belki vardı ama asırlardır devam eden süreçte beraber yaşayabilmişlerdi. Zaten Sünni kesimde de bir DEAŞ örneği vardı. Bunları medyaya da istedikleri şekilde sundular. Şimdi de Şii kesimden benzer örnekler sunularak halk arasında Şii-Sünni ayrımını keskin çizgilerle ortaya koymaya çalışıyorlar. Bir daha bu coğrafyada birlikte hareket edilmesine imkan sağlanmayacak sürece girildiğini söyleyebiliriz.

BÖLGENİN TAMAMI İRAN’A MÂL EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Özellikle söz konusu bölgede birazda nüfusun özelliklerinden hareketle Sünnilerin dışlanmasına çalışılıyor, bölgenin tamamı Şia’ya bir bakıma İran’a mâl edilmeye çalışılıyor. Haşdi Şabi’nin yaptığı katliamlar asla kabul edilmez. Ne adına yapılırsa yapılsın. Hele mezhep ve din adına yapılması asla kabul edilmez bir şeydir. 

BU SIRADAN BİR KATLİAM DEĞİL

Bunun tarihi arka planını, burada kullanılan argümanı çok iyi görmek lazım. Bu sıradan bir katliam değil. Ehl-i beyt donesine vurgu yaparak, bütün Müslümanların sevdiği bir kısım Ehl-i beyt isimlerini öne çıkartarak yapılan bu katliamlar, Müslümanların mahşeri vicdanında daha fazla iz bırakıyor. Çok daha derin yaralar açıyor. Asıl hedef ayrışmanın gerçekleşmesi. Onun için sonuna kadar din istismar ediliyor. Dini veriler ve bir kısım mezhebi hassasiyetler sonuna kadar istismar ediliyor, kullanılıyor. 

İRAN’IN ÇOK CİDDİ BİR DESTEĞİ VAR

Haşdi Şabi’nin, Şii nüfusunun olduğu bölgelerde halktan taban bulması çok zor değil. Nihayetinde bu örgüt bir kurtarıcı olarak Şii kesime lanse ediliyor. Şimdiye kadar hakları yenilmiş, güya zulme uğramış ekibi abat etmek için bunlar öne çıkartılıyor. Dolayısıyla Kerkük ve Musul’da nispeten Şii kesim tarafından taraftar bulması çok zor değil. İran’ın çok ciddi bir desteği var. Bunu da görmek lazım. Bunların uluslararası projeler olduğunu artık ilkokul çocukları da görüyor. 

MEZHEP SAVAŞININ AYAK SESLERİ GELİYOR

Müslümanların ortak akılla harekete geçmesi lazım. Her türlü şiddete karşı olduğumuzu, Müslüman kardeşliğimizi, ümmet birliğini her şekilde vurgulayacak ama bunu fiiliyata da dökecek bir ortak tutum sergilememiz lazım. Bu duruma Türkiye öncülük yapabilir, öyle gözüküyor. Korkumuz bu sürecin mezhepler arası savaşa döndürülebilir mi? Ki ayak sesleri de geliyor. Ama inşallah bu olaylar durdurulur. 

ŞİİLİK, SÜNNİLİĞİ BİTİRMEK ADINA KULLANILIYOR

Burada şuna vurgu yapmak istiyorum, mezheplerin siyasi amaçlar için kullanılması söz konusu. 1400 yıldır İslam Coğrafyasında ana gövde dediğimiz Ehl-i sünnet var. Birde nispeten marjinal dediğimiz her dönemde azınlıkta olan bir Şiilik var. Yani Sünniliğin ya da Şiiliğin olması bir kavga sebebi değildir. Ancak başka sebepler, çıkarlar, ekonomik ve siyasi sebepler olabilir. Bunların kavga ettiği yerde mezhep mensubiyeti de istismar ediliyor, mezhep savaşlarına dönüştürülüyor. Öyle anlaşılıyor ki çok açık bir şekilde orada İran’ın hegemonyası var. Neyi, nasıl elde edebilirizin derdindeler. Bu anlamda da Şiilik ciddi manada istismar ediliyor, kullanılıyor. Sünniliği bitirmek adına, Sünniliğe karşı kullanılıyor. 

(HALİT TAŞDELEN / MARİFET HABER)
 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.