MarifetHaber
banner79

Şefik Kocaman Hocaefendi yazdı; Bütün yanlışların başı dünya sevgisi

Mahmud Efendi Hazretleri'nin “Dünyaya meyledenlere eczanemizde ilaç yoktur.” buyurduğu dünya nedir? diye sorulacak olursa cevap yine meşayıh-ı kiramın buyurduğudur: “Seni Mevla’ndan gafil bırakan şey senin dünyandır.”

Şefik Kocaman Hocaefendi yazdı; Bütün yanlışların başı dünya sevgisi

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

Allah-u Teâlâ’ya hamd-ü senalar, Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve onun al-u ashabına da salat-ü selamlar olsun.

İmam Beyhakî’nin Hasen-i Basrî hazretlerinden rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

عَنِ الْحَسَنِ قَالَ قَالَ رَسُولُ الّٰلِ صَلَّى الّٰلُ عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ حُبُّ الدِّينَارِ رَأْسُ كُلِّ خَطِيئَةٍ

“Dinar (para-mal) sevgisi bütün yanlışların başıdır.”

Bu hadis-i şerif başka rivayetlerde حب الدنيا

‘Dünya sevgisi’ olarak da zikredilmiştir.

İmam Tirmizî’nin Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)’dan rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

ألََ إنَِّ الدُّنيَْا مَلْعُونةٌَ مَلْعُونٌ مَا فِيهَا إلَِّ ذِكْرُ اللّٰ وَمَا
وَالَهُ وَعَالِمٌ أَوْ مُتَعَلِّمٌ

“Dikkat edin! Muhakkak ki dünya mel’undur (Allah’ın rahmetinden uzaktır). İçindekiler de mel’undur. Allah’ın zikri, ona (zikre) münasebeti olan şeyler, alim ve talebe müstesna.”
Dünyayı, dünyalık şeyleri, dünyanın geçici zevklerini sevmek her yanlışın başıdır. Mahmud Efendi Hazretlerinin “Dünyaya meyledenlere eczanemizde ilaç yoktur.” buyurduğu dünya nedir? diye sorulacak olursa cevap yine meşayıh-ı kiramın buyurduğudur:

مَا اَلْهاَكَ عَنْ مَوْ اَكَ فَهُوَ دُنْياَكَ ل

“Seni Mevla’ndan gafil bırakan şey senin dünyandır.”

Dünyanın ve içindekilerin şerrinden Erhamurrahimîn (acıyanların en acıyanı, merhametlilerin en merhametlisi) olan Mevla’mıza sığınıyoruz.

Şerrinden ve zararından sakındırmak için hakkında sayısız ayet-i kerime ve hadis-i şerif bulunan dünyanın bu denli mel’un ve mebğuz olmasının sebebini Mahmud Efendi Hazretleri şu vecihle beyan etmiştir:

“Dünyanın mel’un olmasının sebebi nefsin işine yaradığı içindir. Yani dünya da bizim nefsimizin şerrine tutuldu.” Yani Allah’ın en büyük düşmanı olan nefs-i emarenin işine yaradığı için dünya ve dünya sevgisi bu kadar kötüdür.

Dünya sevgisi her Müslüman için kötü bir beladır fakat alimlerin dünyayı sevmeleri çok daha büyük bir beladır. Sıradan insanların dünya sevgisi çoğu kere lazım, alimlerinki ise müteaddidir. Yani cahilin dünya sevgisinin zararı kendinde kalır, aliminki başkalarına sirayet eder. Zira bu hususta şöyle buyrulmuştur:

مَا فيِ قَلْبِ الدَّاعِى يَنْتَشِرُ

“Davet edicinin kalbinde olan yayılır.”

Alimler, Din-i Mübin-i İslam’ın davetçileri ve tebliğcileri, bilmeyenlerin öğreticileridir. Din onlarla kaimdir (ayaktadır). İnsanlara Allah’ı, kitabı, Peygamberi anlatan onlardır. Ölü kalplerin İslam nuruyla dirilmesi onlara bağlıdır. İnsanlar hakkı onlardan duyar, öğrenirler. Dolayısıyla şu mel’un dünyanın şerrini ve zararını onlar anlatacaklardır. Eğer alimlerin ve hocaların kalpleri dünya sevgisinden kurtulmuş ise onları dinleyenler de bu beladan uzak kalacaklardır. Fakat onların kalpleri dünyaya meylederse onları dinleyenler de maazallah umumiyetle dünyaya meylederler.

Sözü fazla uzatmadan bu mühim meseleye dair İmam-ı Rabbanî hazretlerinin kelamlarına kulak verelim:

“Âlimlerin dünyaya olan sevgi ve rağbetleri o güzel yüzlerinde bir lekedir. Her ne kadar bu gibi âlimlerin ilmi halka fayda sağlarsa da onların ilimleri kendileri hakkında faydalı değildir. Her ne kadar dinin güçlendirilmesi, şeriatın takviye edilmesi bunların çalışmalarının üzerine hasıl olsa da buna itibar edilmez. Zira dinin takviye edilmesi bazen günahkâr ve lakayt kimselerin eliyle de olabilir. Nitekim peygamberlerin efendisi Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz kafir kimsenin dini kuvvetlendirmesini şöyle haber vermiştir:
“Şüphesiz Allah, bu dini facir (kafir) bir adamla da destekleyebilir.” (Buharî)

Bu tür âlimler Faris taşı gibidir. Bu taşa düz ve pürüzsüz bir şey veya bir demir sürüldüğünde altına dönüşür. Ama taşın kendisi taş olarak kalmaktadır. Bunun gibi taş (kömür gibi) ve ağacın tabiatına konulan ateş de aleme çok fayda sağlamaktadır fakat bu taş ve ağacın içlerine konulan ateşten (fayda bakımından) hiçbir nasipleri yoktur. Hatta kötü âlimlerin ilimlerinin kendilerine zarar verdiğini bile söyleyebilirim. Çünkü o ilim sayesinde aleyhlerine delil tamamlanmış olacaktır.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü insanların en şiddetli azap göreni Allah’ın ilmi ile kendisine fayda sağlamadığı âlimlerdir." (Taberanî; el-Mu’cem’ül-Kebir)

Nasıl bu âlimlerin ilmi kendilerine zarar vermesin ki! Allah katında en kıymetli şey olan ilmi alçak dünyanın mal, mevki, eş, dost ve makam gibi gelip geçici çör-çöpünü elde etme vesilesi haline getirmişlerdir. Hâlbuki dünya Allah katında çok değersiz zelil, rezil bir şey ve yaratılanların en nefret edilenidir.

Allah katında alçak olanı üstün, üstün olanı alçak tutmak son derece çirkin bir kabahat ve hatta bu iş hakikatte Allah’a karşı gelmek demektir. Ders okutmak ve fetva vermek sadece Allah için yapılır da makam-mevki, mal ve üstünlük şaibesinden uzak olursa kişiye fayda sağlar. Ders ve fetva işinin bu gibi maksatlardan uzak olduğunun işareti dünyaya rağbet göstermeyip zühd sahibi olmaktır.

Bu belaya müptela olan ve dünya sevgisinin esiri olan âlimler dünyalık alimler, kötü âlimler, insanların en şerlileri ve din hırsızlarıdır. Halbuki onlar kendilerini dinde takip edilen önderler ve bütün mahlukatın en üstünü kabul etmektedirler.

وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍۜ اَلَٓ اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ
اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِ كْرَ الٰلِّۜ اُو۬لٰئِٓكَ
حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَٓ اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

“Agâh olun ki; şüphesiz ancak onlar o (büyük) yalancıların ta kendileridir! Şeytan onları (hükmü altına alıp) istila etmiştir de, artık onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar ancak şeytanın fırkasıdır! Dikkat edin ki; o şeytan taraftarları, şüphesiz (en büyük zarar ve) hüsrana uğramış olan kimselerin ta kendileri ancak onlardır!” (Mücadele: 18-19)
Büyüklerden biri şeytanı insanları saptırma işinden el etek çekmiş vaziyette otururken görür. Onun böyle rahat ve boş oturmasının nedenini sorar. Mel’un şöyle cevap verir: Zamanın kötü âlimleri işimde bana çok büyük yardım ettiler. Ve benim yerime insanları saptırma işini kendileri üstlendiler. Ve beni böyle rahat ettirdiler.

Hakikaten bu zamanda şeriat işlerinde meydana gelen her zaaf ve İslam dinini üstün kılma konusunda gösterilen her kusur, kötü âlimlerin bereketsizliği ve niyetlerinin bozukluğu sebebiyledir.

Evet! Eğer âlimler dünyadan yüz çevirirler ve makam, riyaset, mal ve üstünlük duygularının esaretinden kurtulurlarsa işte onlar ahiret âlimleri ve peygamber varisleridir. Ayrıca onlar yaratılmışların en üstünüdürler. Kıyamet günü mürekkepleri Allah yolunda şehid olan kimselerin kanlarıyla tartılacak olanlar bunlardır.

“Âlimin uykusu ibadettir.” sözü bunlar için geçerlidir. Onların gözünde ahiretin güzelliği ve parlaklığı bütün güzelliği ile zuhur etmiştir. Dünyanın çirkinliği gözlerinde belirip ahiret yurduna ebediyet, dünya hayatına da fanilikle mühürlenmiş gözüyle bakanlardır. Şüphesiz bunlar fani olan dünyadan kaçmış ve ebedi olan ahirete yönelmişlerdir.” (Mektubat; cild:1, mektup:33)

Allah-u Teala, dünya sevgisini kalplerimizden çıkarsın. Amin…


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
cihanyamaneren