MarifetHaber
banner79

Mektübat-ı Rabbani’den bid'at ehlinin şerri

"Fitne zamanda Allah-u Teâlâ’ya yönelmek ve ibadet etmek zor olduğu gibi, günahlardan ve bidatlardan kaçmak da bir o kadar çetindir. Hele ki ortalıkta ehl-i bidatin önderliğini yapanlar cirit atarak sünnet-i nebevî’yi hiçe sayarlarken..."

Mektübat-ı Rabbani’den bid'at ehlinin şerri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla...

Fitne zamanda Allah-u Teâlâ’ya yönelmek ve ibadet etmek zor olduğu gibi, günahlardan ve bidatlardan kaçmak da bir o kadar çetindir. Hele ki ortalıkta ehl-i bidatin önderliğini yapanlar cirit atarak sünnet-i nebevî’yi hiçe sayarlarken...

Nitekim geçtiğimiz haftalarda camilerimizde, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından okutulan “sünnetin dinimizdeki önemi”ni beyan eden hutbesi, oldukça yerinde ve manidardır.
Hatta hutbedeki şu ifadelerin, dinimizin dört aslından biri olan “sünnet”e pervasızca saldıran mihrakları oldukça rahatsız ettiğini de müşahede etmekteyiz.

“Bize Kur’an yeter” anlayışıyla Peygamberimizi, onun siretini ve sünnetini dikkate almadan Müslümanca yaşamaya çalışmak mümkün değildir. Bu duruş, Kur’an’ın bizzat kendisine aykırıdır. Çünkü Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda bize, kendisiyle birlikte Rasulüne inanmayı ve tabi olmayı emreder. Peygamberimizin helâl kıldığını helâl, haram kıldığını haram saymamızı ister. Dolayısıyla Peygamberimize inanmayan, onun siretini ve sünnetini benimsemeyen bir anlayış, İslam anlayışı olamaz. Peygambere iman etmeden, Kur’an ile sünnetin arasına mesafe koyularak ebedi kurtuluşa ulaşılamaz. Rasul-i Ekrem’in şerefli sözleri olmadan Kur’an anlaşılamaz ve yaşanamaz. Bizi bu konuda ikaz eden yine bizzat Efendimizdir. O şöyle buyurur: “Sakın sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine iletildiğinde, köşesine yaslanmış olarak cahilce, ‘Biz Allah’ın Kitabı’nda nebulursak ona uyarız; (hadis tanımayız!)’ derken bulmayayım!” (İbni Mâce, Sünne, 2; Tirmizî, İlim, 10)

Bu gelişmelere binaen, acizane bu ayki yazımda; “bidatçı kimseyle beraber olmaktan sakınma ve bu gibi kimselerle beraberlik kurmanın, kafirlerle beraberlik kurmaktan daha zararlı olduğundan” bahseden 54. mektubu ele almayı murad ettim. Şöyle ki;

“Göz kaymasından korunmuş olan Beşerin Efendisi hürmetine Allah mükafatınızı artırsın, işinizi kolay etsin ve gönlünüzü ferahlatsın.

Emin olun ki; bid’atçı ile birlikte olmanın vereceği zarar, kafirle birlikte olmanın vereceği zarardan daha fazlacadır. Bidatçıların en şerli ve en alçağı ise; Allah Rasülü’nün ashabına buğz eden taifedir.

Nitekim Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de bu kimselere “kafirler” demiştir.

“Onlara kafirler kin duysun diye…” (Feth, 29) Şeriat’ı ve Kur’an’ı ilk tebliğ edenler; ashab-ı kiramdır. Şayet ashab-ı kiram kötülenirse, Kur’an ve şeriatın da kötülenmesi gerekir. Kuran’ı, Hazreti Osman (Radıyallahu Anh) toplamıştır. Eğer Osman (Radıyallahu Anh) kötülenecek olursa, Kur’an da kötülenmiş olur. (Bu düşüncede olan) zındıkların düşüncelerinden Allah bizi korusun.

Sahabe arasında baş gösteren ayrılıklar, tartışma ve savaşlar, asla nefsani arzulara yönelik değildir. Zira onların nefisleri, beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimizin sohbeti ile arınmış ve emmarelik (kötülüğü emretme) vasfından kurtulmuştur...
(Kur’ân-ı Kerim’i ve Allah Rasûlü’nün hadislerini bizlere ulaştıran kıymetli sahabeye) azgınlık yapan bu zorbacı taife, son günlerde haddinden fazla azmakta ve köşe bucağa yayılmaktadır. Bu vesileyle biz de onların bozuk fikirlerini açıklayan bir şeyler yazarak yüce meclise (devletin içine) girmelerine veya değerli mahfilde (Müslümanlar katında) bir itibar sağlamalarına mani olmak istedik.” (Mektubat)

Allah Sübhanehü sizleri razı olduğu yol üzere sabit kılsın.

Bizler de kardeşlerim, “sünnetsiz Kurân anlayışı ve Kurân’ı kafadan tefsir eden ehl-i bidate” cevap mahiyetinde olan bu mektubu arzettik.
Kaldı ki (sözüm ona) Kurân-ı Kerim’e inananlar için şu ayet-i kerimeler, Hazreti Peygamber’in, dinimizde ne derece bağlayıcı olduğuna apaçık delildir;

...وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ
فَانْتَهُواۚ...

“...Artık o Rasûl size ne verirse onu hemen alın(, kabul edin), sizi neden engellerse hemen (ondan) vazgeçin!..” (Haşr, 7)

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَ مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى الّٰلُ
وَرَسُولهُُ امَْراً انَْ يكَُونَ لهَُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ امَْرِهِمْۜ وَمَنْ
يَعْصِ الّٰلَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَ اً مُب۪ينًا ل

“Ne inanan bir erkek, ne de inanan bir kadın için Allâh ve Rasûlü bir işe hükmettiği zaman onlar için; kendi işlerinden (diledikleri arasında) birini seçmeleri olamaz! (Bilakis onlara gereken, kendi görüşlerini, Allâh ve Rasûlünün re’yine tâbi kılmalarıdır.) Her kim Allah(ın buyrukların)a ve Rasûlün(ün emirlerin)e isyan ederse, muhakkak ki o, pek açık bir sapıklıkla dalâlete düşmüştür.” (Ahzab, 36)

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ ﴿ ٣﴾ اِنْ هُوَ اِلَّ وَحْيٌ
﴾ يُوحٰىۙ ﴿٤

3- O nefsânî bir arzudan dolayı konuşmaz!

4- O(nun söyledikleri), ancak (Allâh-u Te’âlâ tarafından Cebrâîl (Aleyhisselâm) vasıtasıyla kendisine) vahyedilmekte olan bir vahiydir. (Necm, 3-4)
Basireti açık olan karıncadan, olmayan ise Kelamullah’tan bile nasihat alamaz. Nitekim Hazreti Mevlana, bu gibilerine çok manidar bir kelam buyurmuştur vesselam;

“Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders.

Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters!”

(Furkan Kandemir HocaefendiMarifet Dergisi)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.