MarifetHaber
banner79

Evlilik ve eşlerin birbiriyle münasebeti... Mutlu bir evlilik nasıl tesis edilir?

Zinayı haram, nikâhı helal kılan Allah-u Teâlâ’ya sonsuz hamd olsun. Nikâhı bizlere beyan eden âlemlere rahmet Peygamberine ve “Ya Rasülallah! Denizi gösterip dalarsan biz de ardından dalarız.” diyen ashabına ve onları kıyamete kadar takip edeceklere salat-u selam olsun.

Evlilik ve eşlerin birbiriyle münasebeti... Mutlu bir evlilik nasıl tesis edilir?

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...

Kuşkusuz, evlilik bu hayatın en önemli rükünlerinden biridir. Erdemli bir toplum ancak sağlam temeli olan ailelerden tekkül eder. Allah Teâlâ, nikâhın hikmet ve kurallarını detayıyla Peygamberi vasıtasıyla bizlere bildirmiştir. Önemine binaen yeterli ahkâmı beyan etmiş, birçok hikmet ve güzelliklerini daha güzel bir hayata nail olalım diye son derece tafsilat vermiştir. Evliliğin temellerinin atıldığı ilk günlerden itibaren dikkat edilmesi gereken hususlar, ailenin daimi mutluluğuna yol açacak kadar önemlidir.

Çiftler için evlilik hayatının en önemli ve hassas anı hiç şüphesiz zifaf gecesidir. Eşler, evliliğe ilk adımlarını bu gece atarlar. Birbirlerine karşı hayat arkadaşı olma yolunda, zifafın heyecanı ve mutluluğu bir ömür boyu hatıralarda tazeliğini korur. Müslümanlar için bu gecede yapılması müstehap olan birçok ameller vardır. Bu ameller ilâhî emirler olup, eşlere yaşamlarında bereket, çocuklarına ise terbiye bahşeder. Bunlar; öncelik sırasıyla abdest, namaz ve duadır.

Şu kadar var ki; erkek mutedil olmayı hiçbir zaman elden bırakmamalıdır. Münasebet her şeyden önce acelecilikten uzak olmalı, aniden başlatılmamalıdır. Çiftler birbirlerini arzulayacakları en güzel hâle bürünmelidirler. Şayet erkek sadece kendi nefsi arzusunu tatmin için hareket ederse, hanımı hoşlanmayacağı gibi evlilik hayatlarında telafisi mümkün olamayacak derecede bir takım problemlere de sebebiyet verebilir.

Cinsel münasebete ve karı-kocanın muhabbet ve sevgisine ait bir takım adaptan söz edebiliriz;

Gerek evliliğin ilk aşamasında gerekse devam eden evlilik sürecinde, fertler arasındaki cinsel ilişkinin çocuk ve aile üzerinde ehemmiyeti pek büyüktür. Sahih bir birleşme, aile içerisinde huzur ve rahatlık sağlayacağı gibi bireylerin birbirlerine olan sevgi ve muhabbetini de devamlı kılar. Doğacak çocukların ruh, fizik ve zekâ gibi fıtrî özeliklerini sağlamlaştırır; hâl böyle olunca nesil, daha sıhhatli yetişir.

Günümüzde karı-koca arasında boşanmaya kadar varan birçok anlaşmazlıkların nedenlerinden biri; şartlarına ve edeplerine riayet edilmeyen cinsel münasebetlerdir. Kadın, erkek için, erkek de kadın için tam bir doyum olmalı, ilişki içtenlikle ve ahlâki kurallara uygun olarak yapılmalıdır.

Bu makalemizde cinsel münasebet önce dikkat edilmesi gereken birkaç konuya yer vereceğiz:

a-Temizlik:

İnsan, fıtratı gereği temizliği sever. Fıtrata uygun olmayan şeyleri yapmak, insan ruhu üzerinde etki bıraktığı gibi, temizliğe özen göstermemek de insan ruhu üzerinde eser bırakacaktır. Her şeyde temizlik önemli olduğu gibi evlilik hayatında da temizlik büyük öneme haizdir.

Cinsel münasebet esnasında çıkabilecek ağız ve ter kokusu, çiftler arasında hoş karşılanmayacak ve bıkkınlığa da yol açacaktır. Bu da evlilik hayatında kirliliğin ne kadar olumsuz etkilerinin olduğunu göstermektedir.

b- Güler yüzlülük:

Güzelliğin tezahür ettiği her yüz, ufak bir gülümsemeyle daha da güzelleşir. Küçük bir tebessüm, ağırbaşlılık ve iyimserlikle taş kalpli insanların dize getirildiğine defalarca şahit olmuşuzdur.

Toplumun her sahasında samimi ve güler yüzlü olmak kırgınlık ve kızgınlıkları asgariye indirir. Hem toplumda hem de ailede sevgi, saygı ve muhabbete vesile olur. Güler yüzlü olmak, halk arasında sevilen ve hoş karşılanan bir sıfattır. Dolayısıyla aile içerisinde samimiyeti arttıracak, eşlerin birbirlerine karşı sevgisini çoğaltacak etkili amellerden biri de bu olduğundan aile içerisinde mümkün olduğu kadar güler yüzlü olmalı, hüzün ve kederi gizlemeliyiz.

c- Sevgi

Eşlerin birbirlerine duydukları sevgi, dostluk ve ilgi; evlilik zincirinin en önemli halkalarındandır. Bu halkalar, insan vücudunun manevî merkezi olan kalpte toplanmış, gerektiğinde izhar etmek için yine burada koruma altına alınmıştır. Kalpte olan sevgi dilde olmadıkça çiftlerin sevgisi anlaşılamayacak hatta sönmeye yüz tutacaktır. Şu halde kalpte olan sevginin karşı tarafa izhar edilmesi gerekir.

Nitekim bu hakikati Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu şekilde ifade etmiştir: “Biriniz din kardeşini severse ona sevgisini bildirsin.”1 Yani sevgisini izhar etsin.
Eşlerin, evlilik çatısı altında birbirlerine karşı duydukları dostluk ve sevgi, ailenin en değerli ahlâki temellerindendir. Bundan da öte, ahlak açısından dostluk ve sevgi, İslâm’ın bir gereği olduğundan Allah katındaki değeri de şüphesiz büyüktür. Kadın, yaratılış icabı sevilmeyi erkeğe nazaran daha ziyade ister. Tatlı bir üslupla sevgiyi izhar eden bir söz, hanım için birçok pahalı hediyeden daha çok değer ifade eder. Belki de onu ömrü boyunca unutmaz. Dolayısıyla kadın sevgisini izhar eden eşine gönülden bağlanacak, yaşamını emanet olarak verdiği kocasına yine güven duyacaktır.

Yalnız önceden de belirttiğimiz üzere sevgi ve dostluk Allah rızası doğrultusunda olmalıdır. Kadına aşırı ilgi duymak, Allah’ı unutturacak, haşa ona isyan sayılacak şeyleri işlemeye sürüklememelidir. Zira böyle bir sevgi asıl sevilecek olan Allah’tan yüz çevirmektir. Şeytani amellerdendir. Çünkü şeytan kendi makamını sevip ilâhî rızaya boyun eğmeyince “kötülüklerin kaynağı” gerçek bir şeytan olarak makamından kovuldu. İşte bu yüzden ilâhî makamda, sevgi yapıcı olmalı yıkıcı olmamalıdır.

d- Hazırlıklı olmak:

Yüce Yaratıcımız, kadın ve erkeği birbirlerine karşı doyurucu olarak yaratmıştır. Cinsel münasebet kadın, erkek için, erkek de kadın için tam bir doyumdur. Birleşme esnasında bazen kadın için doyum gerçekleşmeyebilir. Bu, kadının ruhsal olarak hazırlanmaması ve erkeğin hanımına gerektiği gibi davranmamasından kaynaklanabilir. Bilindiği üzere erkeğin şehveti erken uyanır ve yine erken söner. Kadında ise bunun aksine, şehvet geç gelir ve yine geç söner. Dolayısıyla erkek, hanımının bu halini gözeterek beraberlik öncesi çeşitli uyarmalarla hanımını hazırlamalıdır. Erkeğin kendi helâlıyla yapacağı ilişki öncesi ameller Arapçada “mülâ'abe” yani mizah, oynaşma, şakalaşma kelimesiyle tarif edilmiştir. Mülâ'abe kadının ilişkiye hazırlanması için gereklidir.

Cinsel ilişkide bulunmanın zahiri adabının yanı sıra, ilişki esnasında bazı manevî edeplere riayet etmek de müstehaptır. Bu manevî edepler, abdest almak, cinsel münasebet başlamadan önce besmele çekmek, dua etmek, hanımına tatlı sözlerde ve ufak da olsa ikramda bulunmak gibileridir. Hanımının yanına veya odasına giren kocanın söz gelimi; bir bardak meyve suyu emsali helal bir şey hanımına ikramda bulunması müstehabtır. Kocanın, elini hanımının başının üstüne koyup dua etmesi de müstehaptır.
Amr b. Şuayb, onun babası ve dedesi (Allah onlardan razı olsun) yoluyla Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Biriniz bir kadınla evlendiği veya bir köle satın aldığı zaman: “Allah’ım! Senden onun hayrını ve ahlakının hayırlı olmasını istiyorum. Onun şerrinden ve karakterinin şerli olmasından sana sığınıyorum.” desin. Bir deve satın alınca da hörgücünün üstünden tutup aynı şekilde dua etsin”

Ayrıca cinsel münasebet öncesinde eşlerin ikişer rekât namaz kılıp dua etmeleri de güzel görülmüştür.

Ameş’in Şakik’den yapmış olduğu rivayete göre; Ebu Hariz denilen bir zat, İbni Mesud’a (Allah ondan razı olsun) gelip: “Ben, genç bekâr bir kızla evlendim. Aramızın açılmasından korkuyorum.” dedi. Bunun üzerine İbni Mesud (Allah ondan razı olsun) ona şöyle cevap verdi: “Ülfet Allah-u Teâlâ’dan, geçimsizlik şeytandandır. Şeytan, Allah-u Teâlâ’nın size helal kıldığını çirkin göstermeye çalışır. (Böyle bir durumda) hanımın sana gelirse ona, arkana geçip iki rekât namaz kılmasını emret.”3
İlişki öncesi kocanın şu duayı yapması müstehaptır.

بِاسْمِ الّٰلِ اللّٰهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ
مَا رَزَقْتَنَا

“Allah’ın ismiyle. Allah’ım! Bizi şeytandan uzak tut. Şeytanı da bize rızık olarak vereceğinden (çocuktan) uzak tut.”

İbni Abbas (Allah onlardan razı olsun), Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Şayet onlardan (kocalardan) birisi, hanımıyla cinsel ilişkiye girecekse: “Bismillah, Allah’ım! Bizi şeytandan uzak tut. Şeytanı da bize rızık olarak vereceğinden (çocuktan) uzak tut” desin. Zira aralarında bir çocuğun doğacağı takdir edilmişse artık ebediyen şeytan ona zarar veremez.”

Bu hadis-i şerif, zahiri anlamıyla üç hüküm ifade etmektedir:

1- Cinsel temasa Besmele ile başlamak
2- Şeytandan uzak kalmak için Allah’a sığınıp Onun yardımını beklemek
3- Besmele ve sığınmanın olumlu sonucu olarak doğacak çocuğa iblisin zarar vermeyeceğini bilip inanmak.

Kâdı Iyaz şöyle demiştir: Hadis-i şerifte ifade edilen “şeytan ona zara veremez” sözündeki zararın, umum cihetiyle kötülüğün her çeşidinden nefyedilmesi murat değildir. Her ne kadar ifadenin zahiri zararın her çeşidini sonsuza dek olumsuz kılıyorsa da hakiki mana öyle değildir. Zira sahih hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
Ebu Hureyre (Allah ondan razı olsun), Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Doğan bütün çocuklara, doğum esnasında şeytan mutlaka dokunur ve çocuk yüksek sesle ağlar. Ancak Meryem ve Oğlu (İsa aleyhi’s-selam) bunun dışındadırlar.”


Bazılarına göre hadis-i şerifte ifade edilen zarar, sadece dinidir. Yani şeytan onun dinine, dindarlığına zarar veremez. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu yorum ve manaya delalet vardır:
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Allah; “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi.”

Böylece gönülden sadakat, teslimiyet ve mahviyetle Allah’a iman edip imanın şartlarını bu odakta birleştiren ve sonra da salih amellerde bulunan mü’minler, Allah-u Teâlâ’nın himayesi ve inayeti altında bulunuyorlar. Şeytanın onların bu iman ve irfanını tahrip edip yıkma gücü yoktur. Zira Allah’ın yüksek kudretinin ışığını kalbine taşıyıp Allah’ı sık sık anmakla manevi gıdasını alan bir kula şeytanın yaklaşma imkânı kalmaz. Yukarıdaki hadis-i şerif, Besmele ve dua ile ana rahminde teşekkül eden, nasıl İslam fıtratı üzerine doğarsa, öylece Hakk’ın hidayet ışığına mazhar olarak gözlerini dünyaya açar gerçeğine işaret etmektedir.

Bu ve emsali birçok adap, ailelerin huzurlu yaşamlarını temin etmek ve ayrıca Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in tavsiyelerine uyup büyük mükâfatları elde etmemize sebeptir.

Allah Teâlâ tüm İslam âleminde aile yapısını korumayı, özellikle son dönemlerde yıkılmaya yüz tutan İslam’ın aile yaşantısını tekrar gönüllerimize sevdirip yaşatmayı nasip ve müyesser etsin. Âmin.

Dipnotlar

1. Sünenu’t-Tirmizî; Kitabu’z-Zühd, bab: Ma cae bi ilami’l-hub…
2. Ebû Dâvud, Kitabu’n-Nikâh; babun fî câmiu’n-Nikâh 1/336
3. Ebubekr İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/50
4. El-Buhari, 9/187
5. El-Buhari; tefsir; babu tefsir-i sure-i Al-i İmran; hadis no:4274
6. Hicr Sûresi /41-42

(Hüsamettin Vanlıoğlu Başkanlığında Fıkıh Kurulu / Marifet Dergisi)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
cihanyamaneren