MarifetHaber
banner79

CÜBBELİ AHMET HOCA MARİFET’İ NEDEN HEDEF ALDI?

Geçtiğimiz günlerde Lalegül TV’de yayınlanan sohbetinde kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün, daha önce defalarca övgüyle söz ettiği Mahmud Efendi Hazretleri’nin hizmet ekibi ve Marifet Derneği’ni hedef gösteren açıklamalarına cevap geldi.

CÜBBELİ AHMET HOCA MARİFET’İ NEDEN HEDEF ALDI?

- Cübbeli Ahmet Hoca'nın yüzüne hiçbir zaman kapı çarpılmadı
Efendi Hazretleri’nin uyuduğu saatlerde dahi ziyaretini gerçekleştiren yegâne kişi Cübbeli Ahmet Hoca'dır
- Kaset olayında itibarınız sıfırlanmışken, Türkiye’yi terk etmeyi düşünürken sizin yanınızda kim vardı hocam?
- İtibarı veren Allah’tır, alacak olan da odur
- Cübbeli Ahmet hocamız, Efendi Hazretleri'ni sanki usul-ü hadis ilmine karşıymış gibi gösteriyor
- Bir alime aba altından sopa göstermek yakışmaz
- Bizler senin övmen ile sevinmiyoruz ki. Yermenle de üzülelim.
- “Frenleri patlamış, yarın ne olacağı belli değil” diyor…  Hocam sen 40 dakika boyunca hiç frene basıyor gibi değildin.
- Haber gönderdiği halde bayramlaşmaya gelmedi
- İsmailağa’nın kapısına koyulduğunda kendisine kim sahip çıktı?
- Beddualarına canı gönülden ‘amin’ diyoruz

Marifet Derneği Yönetim Kurulu üyesi Şefik Kocaman Hocaefendi yaptığı açıklamada, Cübbeli Ahmet Hoca’nın kendilerini hedef alan sözlerinin gerçeklerden uzak, tamamen kamuoyunu yanıltmaya yönelik beyanlar olduğunu belirtti.

Cübbeli Ahmet Hoca’nın, “Muhammed Keskin, Şefik Kocaman ve ekibine yaptığım tüm övgülerden geri dönüyorum. Frenleri patlamış. Yarın ne olacağı belli değil. Ben bunlardan korkmuyorum. Bunların ağa babalarından korkmadım, bunlardan mı korkacağım. Efendi Hazretleri'ni ziyarete gittiğimde kapıyı suratıma çarptılar” şeklindeki sözlerinin sebebi anlaşılamayan, gerçek dışı ve mesnetsiz iddialar olduğu ifade edildi. 

TÜRKİYE’Yİ TERK EMEYİ DÜŞÜNÜYORDU

Marifet Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Mahmud Efendi “Onu çok seviyorum” diye söz ettiği Şefik Kocaman Hocaefendi yaptığı açıklamada, Cübbeli Ahmet Hoca’nın hiçbir zaman yüzüne kapının çarpılmadığını aksine Mahmud Efendi Hazretleri’nin uyuduğu zamanlarda dahi kendisinin ziyaretine izin verildiğini vurguladı.  Kocaman, ayrıca Cübbeli Ahmet Hoca’nın ‘kaset’ olayının yaşandığı dönemde Türkiye’yi terk etmeyi düşündüğünü kendisine sadece hizmet ekibinin sahip çıktığını belirterek, Cübbeli Ahmet Hoca’nın “Ben bunlardan korkmuyorum. Bunların ağa babalarından korkmadım, bunlardan mı korkacağım” şeklindeki sözleriyle ilgili ise “Şimdi baba kısmı tamam onu herkes biliyor, ağa nedir onu bilemiyorum? Acaba başka yerlere göndermeler mi var? Hocamızın kulağına bir şeyler mi üflemişler?” ifadelerini kullandı.



CÜBBELİ AHMET NEDEN MARİFET’E ÖFKELENDİ?

Şefik Kocaman Hocaefendi, açıklamalarına şöyle devam etti:
Cübbeli Ahmet Hocamızın bize yüklenmesinin sebebi, dergimizde Abdul Fettah Kevseri Hocamızın bir yazısı. Zaten Hocaefendi onun üzerinde çok fazla durmadı. Doğrudan Efendi Hazretleri’nin hizmetkarlarını hedef alarak konuştular.  Makalenin evvela sebebini söyleyelim.  Daha önceden biz birçok şeyler olmasına rağmen hocamızla alakalı konuşmadık. Ehlisünneti savunduğu için Tarikat-i Aliyye’yi müdafaa ettiği için, birçok insanın hidayetine vesile olduğu için kendisine muhabbetimiz vardı. Aleyhine konuşmak gibi bir durumumuz söz konusu değildi. Tabii birkaç kırgınlığımızı da ifade etmedik değil.

“İLMİ BİR MAKALEDİR”

Hocaefendi’nin Beyzavi derslerinde ehlisünnet ulemasının hiçbirinin kabul etmeyeceği maalesef talihsiz bazı ifadeler kullanması sebebiyle kendisi de bir hadis alimi olan dergimizin yazarı Abdul Fettah Kevseri hocamız, , cevap verme ihtiyacı duydular. İlmi bir makaledir. Hakaret içermeyen, Cübbeli Ahmet Hoca’nın ifade ettiği gibi yani Allah dostlarına, alimlere, tasavvufu meşayiha, Efendi Hazretlerimize haşa söz söyleyen göndermeler yapan bir yazı asla değildir. İlmi bir reddiyedir. Hiç kimse hatasız değildir, ben herkesten çok biliyorum demek uygun değildir.  Cübbeli Ahmet hocamız, Efendi Hazretlerini sanki usul-ü hadis ilmine karşıymış gibi gösteriyor, bazı nakillerde bulunuyorlar, bunlar da ortada olan şeylerdir.

BİZİ HEDEF GÖSTERDİ

Cübbeli Hocaefendi, Efendi Hazretleri’mizin evini hedef alarak, Muhammed hocamız ve daha yukarısı diyor, hatta bu makaleye izin verenlere beddualar ederek (ki nerelere dayandığını da kendisi çok iyi biliyor) yaptığı konuşmasında bizi doğrudan hedef göstermiştir. Konu usul-ü hadistir.  Olay bundan ibaret. Hiç olmayacak mevzular dile getiriliyor, tabiri caizse ağzına geleni söylüyor.  İşi buraya vardırmak doğru mudur? Biz şeyhimizin izinden gitmeyecek miyiz? Ve en önemlisi Meşayıh-i Kiramı ve ulemayı bu kadar hedef haline getirmek doğru mudur? Başkalarının onlara saldırmasına sebep olmak doğru mudur? Bu noktada Cübbeli Hocaefendi’yi orta yola davet ediyoruz.

BİR ALİME YAKIŞMAZ

Cübbeli Ahmet Hocaefendi (bu makaleyle ne alakası varsa) Çeçenistan meselesine giriyor. Çeçenistan konusuyla alakalı basın açıklamasını yapanlardan biri de kendisi değil miydi? Başka şeyler biliyorsanız, söyleyin hocam. Biz de bilmek istiyoruz Çeçenistan olayında ne yanlış yapmışsak? Sonra Külliye’nin yıkılmasında çok şeyler yaşadım diyorsunuz. Hocam lütfen, üstü kapalı ifadelerle aba altından sopa göstermek bir alime yakışmaz. Eğer biz zararlı şeyler yapmışsak açık açık söyleyin.

ÖVGÜLERİNİZE SEVİNMEDİK Kİ YERMENLE ÜZÜLELİM

Sonra ‘Övgülerimi geri alıyorum’ diyor hocamız, alabilirsin hocam. Çünkü bizler senin övmen ile sevinmiyoruz ki yermenle de üzülelim. Siz bugün bir kimseyi övüyorsunuz, icabında yarın yeriyorsunuz. Bir daha övüyorsunuz, bir daha yeriyorsunuz. Efendi Hazretlerinin yanından bu insanları uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Efendi Hazretleri böyle buyurduğu halde, rica ediyoruz yine rica ediyoruz inşallah orta yolu muhafaza ederiz.



KASET OLAYINDA YANINIZDA KİM VARDI?

Cübbeli Ahmet Hocam, “Dünyanın gavuru benim itibarımı bitiremedi bunlar mı beni bitirecekler?” diyor. Hocam bizim kimsenin itibarını bitirmek gibi bir gayemiz yoktur. Efendi Hazretleri’nin hanesi, hizmetkârları kimsenin itibarını bitirmekle uğraşmaz. Kaset olayında itibarınız sıfırlanmışken, Türkiye’yi terk etmeyi düşünürken sizin yanınızda kim vardı hocam? Efendi Hazretleri’yle aranıza köprü olup da itibarınızın iade edilmesine sebep olan kimdi hocam? İtibarı veren Allah’tır, alacak olan da odur. Allah hiçbirimize ne dünyada ne de ahirette itibar kaybettirmesin.

ZİYARET ESNASINDA NELER YAŞANDI?

Cübbeli Ahmet Hocam “Üzerime kapı kapatıldı, hele sen bir dışarı çık bakalım dendi, yüzüme kapı çarpıldı” gibi ifadeler kullanmışsın. Olayın aslını söyleyelim. Hocamız geldiğinde görevli arkadaşımız sadece yukarıya haber vermesi gerektiğini söylüyor. Tüm mesele bundan ibaret.  Cübbeli Ahmet Hocamız; ben Muhammed Hoca ile konuşmadan buraya gelmedim zaten, ‘terbiyesizlik yapmayın’ gibi ifadeler kullanıyor. Kapı asla kapatılmıyor ve kapıda bekletilmekte yok. Bir dakikalık bir konuşma oluyor. Arkadaşımız o zaman “Mademki haber verildi buyurun hocam” diyor ve içeri alıyor.

HABER GÖNDERDİĞİ HALDE BAYRAMLAŞMAYA GELMEDİ

Kamelyaya geçiyorlar ve görüşme oluyor. Yani Efendi Hazretleriyle görüştürülmediği asla doğru değildir. ‘Ben öyle demedim zaten’ diyebilir. Ama onu vehm ettirdiniz hocam. Sizi dinleyenlerin hepsi bizlere mesaj yazıyorlar, “Niye görüştürmediniz?” diye. İnsanların böyle anlayacağını da çok iyi biliyorsunuz. Şunu söyleyelim; daha sonra bayram günü Cübbeli Ahmet hocamızın kendisi ulaşıyor Hacı Annemize. Ziyarete gelmek istediğini, bayramlaşmak istediğini söylüyorlar. Bir müddet sonra kendisine dönüş yapılıyor, buyur gel deniliyor. Hocaefendi’nin başka bir işi çıkıyor ve gelmiyorlar.

2 DAKİKA BİLE BEKLEMEDİ

Hiçbir defasında görmeden geri dönmediler. Bunu da buradan bildirelim. Nezaketsizlik de söz konusu da söz değil. Bekletmek diye bir şey yok. 2 dakika beklendi dense o bile doğru sayılmaz. Bunu da böylece izah etmiş olduk. (Ayrıca Cübbeli Ahmet Hocaefendi Efendi Hazretleriyle görüştükten sonra çıkarken görevli arkadaştan helallik istiyor.)
Hocam, Efendi Hazretleri’nin sevdiği adamlar ile uğraşmaya, size hiçbir hakaret içermeyen sırf ilmi bir reddiyeden dolayı bu kadar öfkelenmenize gerek var mıydı? Beddualarla, hele ki o bedduaların ucu nereye varıyor.

KENDİSİ HİÇ FRENE BASIYOR GİBİ DEĞİLDİ

“Frenleri patlamış, yarın ne olacağı belli değil” diyor…  Hocam (bizleri hedef alan konuşmanda) 40 dakika boyunca hiç frene basıyor gibi değildin. Yarın ne olacağını hakikaten hiç kimse bilmiyor. Allah hepimizin sonunu hayretsin. Ağababaları ifadesi geçmiş, baba kısmına katılıyorum ruhumuzun babası Efendi Hazretleridir, başımızdadır, bizi orada tutan odur. Muhammed Keskin hocamızın nasıl hizmete aldığını İsmail Efendi Camii’nde bulunan zevatın hemen hemen tamamı biliyor. Nasıl Efendi Hazretlerimizin onu yanına aldığını, onu yanında tuttuğunu, takviye ettiğini, ona olan muamelesini herkes biliyor.


‘AĞA’ GÖNDERMESİ BAŞKA YERLERE Mİ?

Şimdi baba kısmı tamam onu herkes biliyor, ağa nedir onu bilemiyorum? Acaba başka yerlere göndermeler mi var? Hocamızın kulağına bir şeyler mi üflemişler? Bu kadar hızlı, bu kadar yağız hamle yapması… Acaba bir yerlerden bir şeyler mi duydu?  

İSMAİLAĞA’NIN KAPISINA KOYULDUĞUNDA SAHİP ÇIKAN KİMDİ?

Bir de “Daha bana neler yaptılar” ifadesini kullanmış hocamız. Evet, daha neler yapıldığını ben söyleyeyim. Hocamıza daha neler yaptık, kaset olayında itibarının sıfırlandığında ki kendisi öyle söylüyordu, 24 saat yanında kim vardı? Ruh’ul-Furkan tefsiriyle beraber İsmailağa’nın kapısına koyulduğunda sahip çıkan kimdi? Onun için mücadele eden, resmi makamlara müracaat eden, Türkiye’yi kabir kabir gezip dualar eden, Beyazıt’taki dualara katılanlar kimlerdi? Efendi Hazretleri’yle arada köprü olup hiç görüştürülmediği zamanlardan sonra görüştürülmesine sebep olanlar kimlerdi? Evet, hakikaten daha neler yapmışız. Hapishanedeyken, Efendi Hazretlerimiz’in onu ziyaret etmesine kimler vesile oldu acaba? Bunların hepsini düşünmek gerekiyor.

Cübbeli Ahmet hocamızın en zor zamanlarında yanında Efendi Hazretlerimizin ailesi, Hacı annemiz, Muhammed Keskin hocamız vardı. Yurt dışından âlimleri hapishanedeyken ziyaretine getirdi ki moral olsun ona diye. Ve neler neler yapıldı. Evet, hocam. Bunlar, yaptıklarımızın bir kısmı. Eğer başka yaptıklarımız da varsa lütfen onları da söyler misiniz, onları da bilelim. Daha ne kötülükler yaptık size, onları da bilelim?

BEDDUALARINA CANI GÖNÜLDEN ‘AMİN’ DİYORUZ

Cübbeli Ahmet hocamız beddua ediyor; “Efendi Hazretleri’ne kim zarar veriyorsa uzaklaştırsın” diye canı gönülden amin diyoruz. Evet, kim ona, onun yoluna, tarikatına zarar veriyorsa, Allah ondan uzaklaştırsın.

CÜBBELİ AHMET HOCA'YI MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİ'NİN EVİNE SOKMADIĞI İDDİA EDİLEN GÖREVLİ KONUŞTU

Fatih Hocam geçen hafta Cübbeli Ahmet hocaefendi Marifet Dergisi’nde yayınlanan bir yazıdan hareketle Perşembe günkü dersinde Marifet Dergisi çalışanları  ve Marifet Derneği hakkında bir takım beyanatlarda bulundu.  Bu beyanatlar çerçevesinde Efendi Hazretleri'ni ziyaretiyle alakalı da bir iddiada bulundu. Cübbeli Ahmet hocaefendi diyor ki: "Bir defasında Hane’ye ziyarete gittiğimde kapıyı üstüme kapattılar, hadi çık dışarı dediler, yola çıkartıyorlar beni" şeklinde bir takım ifadeler bulundu. Bu ifadeleri dinleyen muhattaplar o gün Cübbeli Ahmet Hoca'nın yüzüne kapının kapandığını ve ziyarete alınmadığını o gün ziyaretin gerçekleşmediğini düşündüler ve bize bu şekilde dönüşler de oldu. 
"Niye bu muameleyi hocaya reva gördünüz" diye.  Siz o gün Hane’de kapı nöbetçisiydiniz, vazifeliydiniz. Olayın birebir şahidiydiniz, neler yaşandığını anlatır mısınız?

Cübbeli hocaefendi Cuma günü geldi. Arabayla geldi biz kameradan gördük, kapıya çıktık. Kapıya çıktığımda Cübbeli Ahmet Hocaefendi arabadan indi kapıya geldi. "Hocam dedim bir dakika geleceğinizden haberim yok, yukarıya bir haber edeyim" dedim. O da bana aynen, ben Muhammed hocadan habersiz gelmem, onunla görüştüm öyle geldim. Edepsizlik yapmayın gibi kelimeler kullandı. 

Ben de "Tamam öyleyse buyurun kamelyaya" dedim.  İçeriye aldım, kesinlikle ve kesinlikle çık dışarı, yola çık gibi ifadeler kullanmadım, kapıyı suratına da kapatmadım. Zaten içeriye kamelyaya aldıktan sonra, kendisi Efendi Hazretleri'yle görüşmek için yukarıya çıktı. Bütün olay bundan ibaret. Sadece kapıdaki bu konuşmamız kadar beklemiştir. Kesinlikle kapıda bekletme, kapıyı suratına vurma, veyahut da yola çık gibi kesinlikle böyle edepsizce, terbiyesizce kelimeler kullanmadım. 

Ziyaretten sonra hatta kendisi "kusura bakmayın biraz bağırdık, hakkınızı helal edin" diye benden helallik istedi.



(Marifethaber.com)

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.